Çocuklarda Doğru Beslenme

 

Çocukların beslenmesinde günlük ihtiyacı olan enerji miktarı yetişkinlere göre yüksektir. Tabi bu gıda alımında çocuğun sindirim sistemi de göz önüne alınmalıdır. Çocuğun büyüme ve gelişmesinde gıdalar önemli olduğu gibi genetik, sosyal, kültürel hususlar ve stres de önemli faktörler arasındadır.

 

Beslenmede çocuğun sindirim sistemi de göz önüne alınmalıdır. Çocukların büyüme takipleri, bulunduğu toplum standartlarına göre değerlendirilir. Gıda alımında eksiklikler, çevre koşullarındaki bozulma, düzensiz beslenme alışkanlıkları ve sindirim sistemi problemlerinden dolayı çocuklarda beslenme yetersizlikleri, büyüme ve gelişme bozuklukları oluşur. Bilinçsiz beslenme diyebileceğimiz durumlarda, Örneğin; şeker nişastası ile çocuğu beslemek enerji ihtiyacını karşılayabilir, fakat vitamin, mineral ve proteinlerden yoksun olduğu için yetersizlikler oluşur. Bu durum da, çocukta beslenme bozukluğunu gösterir. Çocuklarda protein-enerji alımı eksikliğinde görülen beslenme bozukluğuna ve oluşan klinik duruma (Ödem olmadan meydana gelen kas erimesine) "Marasmus" denir. Enerji alımı yerinde ama protein alımı az olan çocuklarda (Nişasta gibi saf karbonhidrat beslenmesinde) ödemli kas erimesi görülür bu duruma da "Kuvaşiorkor" denir.

 

Dokuların yeni oluşması, enerji ihtiyacının yanında protein, mineral ve vitaminlere de ihtiyacı artırır.

 

Enerji ve protein alımının beraber olduğu  beslenme bozukluklarına da "Protein Enerji Malnatrisyonu" (PEM) denir. Malnatrisyon, çocuk ölçümlerinin direkt veya dolaylı (Vücut direncinin düşmesine bağlı) sorunlardır. Çocukların beslenmesinde dikkat edilecek önemli bir husus da sindirim sistemleri gelişmediği için mevcut sistemlere uygun gıdalar verilmesidir. Örneğin; nişasta sindirimi ilk dönemlerde yeterli olmadığı için nişastalı besinlerin kullanılmaması gerekir.

 

Çocuğun ilk dönemlerinde en iyi besinin anne sütü olduğu unutulmamalıdır. Diğer sütlerin sindirimi zordur ve içerdiği yapılardan dolayı alerjik reaksiyonlar oluşturabilir. Ayrıca yoğun mineral içeriği  çocukların böbreklerinde aşırı yüklenmeye sebep olabilir. Yoğurtta alerjik etkiler az olduğu için süt yerine kullanılabilir. Soya unu veya sütü, anne sütü almayan çocuklarda kullanılabilir. Nişasta verilmemelidir. İlk dönemlerde enerji, protein ve vitamin ihtiyacı fazla olur. Mineral ihtiyacı sonraki dönemde artar.

 

Hamile ve Emziklilerde Doğru Beslenme

 

Gebe ve emziklilerde basit olarak gıda alımı hesaplanırken, döl gelişimi ve süt oluşumu kadının kendi ihtiyacına ek olarak düşünülmelidir. Döl gelişimi ve süt oluşumu için gerekli gıda, kadının kendi ihtiyacının dışında ek olarak değerlendirilmelidir. Gebe ve emzikli kadın hem kendi ihtiyacını düşünmeli, hem de dölün beslenmesi ve sütün oluşması için ek gıdalar almalıdır. Bu nedenle gebe ve emziklilerde doğru beslenme hem kadın, hem de çocuk için önemlidir.

 

Plesenta ile anneden bebeğe gıda öğeleri taşınır. Gebelik esnasında alınan toksik bileşikler ve ilaçlar çocukta bozukluklara yol açarlar. Gıda alımındaki yetersizlikler de (Protein, riboflavin, folik asit, tiamin, niasin, B vitamini, A vitamini, C vitamini vs.) çocuklarda konjintal anomaliye yol açar. Gebelik esnasında gıda alımındaki yetersizlikler çocuğun hem anne karnında, hem de doğduktan sonraki yaşamını negatif etkiler. A vitamini az olan annelerin çocuklarında miyop görülme riski fazla olmaktadır. Folik asit az alan gebelerin çocuklarında ise konjintal bozukluklar görülmüştür. Hemoglobin seviyelerindeki düzensizlikler de çocuk gelişiminde problem oluşturur. Demir eksikliğinde olduğu gibi gereksiz yere demir yüklenmesi de gebelikte problemler oluşturur. Çünkü demir yüklenmesinde çinko oranı düşer.

 

Gebelikte beslenme eksikliğinin çocuğu etkilediği gibi anne üzerinde de negatif etkileri vardır. Yetersiz beslenen kadınlarda anemi, kalsiyum düşüklüğü, diş çürükleri oluşur. Gebeliğin ilk 3 ayında anne ile cenin arasındaki uyumsuzluktan dolayı bulantı ve kusmalar olur. Bu dönem, azar azar ve katı gıdalar yiyerek atlatılmalıdır. Gebelikte 9-20 kg arasında kilo alınabilir. Gebelik boyunca dölün gelişimi için toplam 80.000 kalori (335 MS) enerji gerekir. Bunun yarısı yağ deposunda depolanan ve doğumdan sonra emzirmede gereken enerji için kullanılır.

 

Gebeliğin son dönemlerinde dölün protein ihtiyacı artar. Toplam gebelik boyunca dölde 925 gr kadar protein depolandığı düşünülür. Demir alımını da ihtiyaca göre belirlemek gerekir. Dölün gelişimi için 540 mg demire ihtiyaç vardır ve günlük 15-20 mg alınması önerilir. Kalsiyum da gebelikte alınması gereken gıdalar arasındadır ve normal dölün gelişimi için 30 gr kalsiyum gereklidir. Düzenli beslenen bir kadın ortalama günlük 800 ml süt üretir. Sık doğum yapanlarda ve beslenme eksikliği olanlarda bu oran düşmektedir. Gebelik esnasında oluşan yağ dokusu, emzirme döneminde kaybolur. Gebelikte yeterli kilo alınmadıysa annelerde zayıflama görülür. Gebeliğin ilk dönemlerinde adaptasyon sıkıntısını gidermek için yemeklerin öğün sayıları artırılır, miktarları azaltılır. Yoğurt, sütlaç gibi sütsel ürünlere ağırlık verilir. Yemekler isteğe göre hazırlanır. Fazla tuz ve yağlı gıdaların alınmamasına dikkat edilir. Ayrıca gebelikte ilaç, alkol, sigara alınmamalıdır. Çay ya da kahve 1-2 bardağı geçmemelidir. Eğer çok istek yoksa alınmaması iyi olur. Zira çay, kahve ve kolada bulunan kafein hem gebelikte, hem de emzirme esnasında çocuğun sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine demir emilimini artıran taze meyve sularının alınması yerinde olacaktır.